Çarşamba, Ocak 21, 2015

Moskova - Bişkek Hattı Yol Hikayeleri



İstanbul-Moskova-Bişkek-İstanbul

''Yazıma başlamadan evvel, az önce vefat haberini aldığım efsanevi sanatçı/vokalist Joe Cocker' a yüce Allah'dan rahmet diliyorum, hayatımıza sesi ve şarkıları çok şey kattı, kendi adıma hüzünlü bir akşam''

Moskova'dan Bişkek'e Spontane Menkıbeler

  Geçtiğimiz yaz 40 derecelik Kaş' ın sıcağında lanet olasıca burnu havada dünyadan bir haber yaşlı ingiliz turistlere kölelik yaparken (para biriktirirken) kendi kendime kavurucu sıcağında etkisiyle sezon biter bitmez kendimi soğuk coğrafyalara atacağım dedim, akabinde gittim ucuz biletin ve sıkışık yolculuğun yegane adresi flypgs.com dan biletleri kontrol ettim, kasımın ilk haftası istanbul-moskova 225 liraya bir bilet buldum ve hiç beklemeden bileti aldım, aradan birkaç gün geçti -- ülen ben ne yapacağım moskovada-- dedim kendi kendime, moskovada çok şey yapılır da ya sonra ne yapacağım yani kasım ayı ciddi ciddi soğuk olur orası hazırlık yapmam lazım dedim kendime. Biraz daha vakit geçti yavaş yavaş bazı şeyler belirmeye başladı kafamda ve derken aralığın ilk haftası dönüş bileti için Bişkek-İstanbul bileti aldım gene pegasus'dan 250 lira civarı bir para ödedim, ama minik bir sorun vardı bişkek - moskovaya binlerce km. Uzakta tanrı dağlarının güney ucunda bir şehirdi, yani moskovadan sonra bişkek'e gitmem gerekecekti ve hemen kendime bir harita çizmeye koyuldum, yani rota.

MOSKOVA- NİJNİ NOVGOROD – KAZAN – EKATERİNBURG – ASTANA – ALMATY – BİŞKEK VEEEE İSTANBULA DÖNÜŞ ...

 3 ülke ve 7 şehir den oluşan doğu avrupadan orta asyaya uzanan uzun bir seyehat olacaktı bu ve kendime 1 ay süre verdim, hani birazda şımarttım kendimi, outdoor ürünler satın aldım evvela, karakışa ve sibirya ayazına dayanacak bir bot aldım kendime dağcı botu, termal içlikler ve kışa dayanıklı ürünler, öyle deli paralarda vermedim ama bilirsiniz outdoor ürünler her zaman pahalı olur. Rotam belliydi hatta Moskova'da yaşayan bir kankam vardı moskova da kalacak yerim bile hazırdı ,eee daha ne olsun ? Geriside allah kerim, couchsurfing olmadı en kral hostelin gecelik fiyatı 25 lira, herhalde çıkar bir müslüman misafir ederbizi böyle korkak olmamak lazım...


1.Durak: Moskova 

Moskova Gece Manzarası


  İST' den 2 saat 30 dakkalık bir uçuşun ardından Moskova'ya vardık, biliyorsunuz Rusya bizler için (TC) vizesiz seyehat edebildiğimiz destinasyonlardan birisi, kasımın 9'u idi ve hava öyle çok da soğuk değildi hatta çok tatlı kuru bir soğuk vardı insanı diri tutan çok da hoşuma gitmişti diyebilirim, Domodedovo havalimanına hüzünlü bir Moskova akşam üstüne denk geldim üstelikde yağmurluydu hava, pasaport işlemlerinden sonra -- ( bu işlem 6-7 dakka sürdü pasaport polisi kaydımı yaptı ve pasaportumun arasına minik bir kağıt sıkıştırdı bu kağıdı tüm seyehat süreniz boyunca saklayıp ülkeden ayrılırken de beyan etmeniz gerekecek o yüzden kaybetmemeye bakın) -- hemen Domodedovo havalimanından şehir merkezine giden ekspres trene bindim zaten hemen havalimanının altında... Trene atladım ve bana söylenilen duraktan indim yolculuğum 25 dakka sürdü, eski bir rus kankam-dostum vardı o karşılayacaktı beni istasyonda ve öyle de oldu


-- ohh priviet Tati, kak dela –

 4 senedir görmediğim arkadaşımı yeniden görmenin mutluluğu içerisindeydim, haydi seni kızılmeydana götüreyim dedi gece ışıklar muhteşemdir orda, bende haydi gidelim dedim tabikide, kaçar mı =) kızılmeydana gittik hava hafif çiseliyordu Lenin Mozolesi, Aziz Vasili Katedrali, Kremlin'in kırmızı duvarları ve tabikide o büyülü meydan, kimler volta atmadıkı bu tarihi meydan da sanki biraz sessiz olsa etraf, ekim devrimini ve Lenin'in kalabalıkları coşturan konuşmalarını işitebileceksin gibi, Kızıl Meydan öyle böyle değil gerçektende inanılmaz enerjisi ve karakteri olan bir meydan, bir acaip yer, yaz olsa kesin orda sabahlardım birde sabahın ilk ışıklarını karşılardım ordan ama bu kasım ayında mümkün değildi, Tati'ile güzel bir sohbet ve kahvenin ardından zamanda epey geçmişti eve gitme vakti gelmişti çoktan,(gitme vakti derken moskovada evinde konaklayacağım türk arkadaşımın evine gitme vakti) o sırada Moskova'da yaşayan türk arkadaşım aradı ve Balşoy tiyatrosunun orda bir yerdeyim dedi , bizde oraya kadar yürüdük...

 Ben 3 ayrı moskova gördüm ve yaşadım, ilki gündüz moskovası, ikincisi gece moskovası sonuncusu ise yer altındaki moskova yani o ünlü moskova metrosu idi...

Gündüz Moskovası :

 Dev katedralleriyle , soğan kubbeli mimarisiyle, sessizce akan pisli moskova nehri üzerindeki bir çok güzel köprü ile moskova gerçektende görülmeye sevilmeye hissedilmeye layık bir şehir.

Korkunç İvan tarafından yaptırılan Aziz Vasili Katedrali

Gece Moskovası:

 Muhteşem ışıklar şehri bambaşka bir havaya sokuyor, heryer ışıl ışıl tüm katedraller ve tarihi binalar aydınlık ve gecenin karanlığı arasında size gülümsüyor adeta gecenizi gündüze çeviriyor, çok da güvenli üstelik her sokak her yer sanki sizinmiş gibi özgürce dolaşabilirsiniz bakıyorsunuz gece saat 12 ama bir kadın köpeğini bu satte bile tek başına parkda gezdirebiliyor, bu tip şeyler gerçektende çok hoşuma gitti diyebilirim.


Yer Altı Moskovası – Metro

 Hani derler ya her metro istasyonu yer altındaki birer sanat galerisi gibi, kesinlikle yalan değil, her istasyon ayrı bir güzel, hepsinde ayrı birer karaktervar, dev avizeler, dev mozaikler yer altındaki müzeler gibi, trenlere gelince, o kadar eskiler ki istayonlara geldikleri zaman sanki cehennemden çıkmış ateş kusan bir canavar gibi ses çıkartıyorlar ve istasyondan ayrılırken gene büyük acı bir çığlıkla geldikleri gibi gidiyorlar, bu gürültü her ne kadar yer altı sanat galerine yakışmasada insanlar aldırmıyor, herkes alışmış tüm metro sisteminde bedava WI-FI olduğundan metroda herkes tableti ya da akıllı telefonu ile beraber sanırım bu durum kitap okuma oranını biraz etkilemişe benziyor.

Dünyanın en muhteşem metro ağı ve sanat galerisi gibi istasyonları (pix by esto)
Ulaşım – Metro

 Rivayete göre moskova metrosunu yapan mühendisler projeyi Staline anlatmak için bir sunum hazırlamışlar ve Stalin'in huzuruna çıkmışlar, en ince detayına dek anlatmışlar derken Stalin krokileri bizzat kendi incelemiş ve elindeki çay fincanını (ya da kahve) projenin üzerine koymuş ve odadan ayrılmış, daha sonra mühendisler projeyi alırken Satlin'in fincanının altındaki kahverengi halkayı dikkatlice incelemişler ( hani adam çay içmiş fincanın izi de projeye bulaşmış, beyaz kağıda) derken bunu Satlin'in yüksek dehası olarak yorumlamışlar ve moskova metrosuna bir de RING – HALKA hattı yapmışlar, Şimdi moskovaya gidince göreceksiniz çok gelişmiş ve uzun bir metro ağı var ve tam ortasında bir de halka hat var o da kahverengi renkte , yani Stalinin çay fincanını izi hala orda, hikaye böyle gerçek mi uydurma mı bilemeyiz değerli arkadaşlar ama moskova metrosu gerçektende çok işlevsel ve devasa boyutta tek bir biletle akşama dek ordan oraya geçin hat değiştirin asla aktarma ek ücreti yok yani şehirde toplu taşuma ucuz ve çok kolay, keşke istanbulda da br benzeri olsaydı ama son günlerde bizimkilerde harıl harıl çalişiyorlar.



Dil – Kak Dela , Haraşo ?

 İngilizcenizle moskovada az da olsa işe yarar ama eğer rusyada uzun kalacaksanız biraz kiril alfabesi öğrenmenizde fayda var çünkü adresler ya da aklınıza gelebilecek herşey rus alfabesi ile yazılmış öyleki yasalar gereği mcdonalds ya da burger king bile rus alfabesi ile yazılıyor bunuda görünce helal olsun adamlara diyorsunuz içinizden, batıya uymamışlarda sanki batı onlara uymuş gibi. Moskovanın dışında ise ingilizceyi tamamen unutun bu miletin ingilizce öğrenmek gibi bir derdi kesinlikle yok, öyle bizdeki sonradan görme aşağalık kompleksli doğan insanlar gibi yok liverpool aksanı, yok kokni aksanı yok yarak-kürek california aksanı gibi saçma sapan şeyler bu ülkede yok, en baba ingilizce konuşanı kaba kaba üzerine basa basa rus aksanıyla kafanıza vura vura ingilizce konuşuyor, Bu da en çok hoşuma giden tarafı olmuştu. Hülasa eğer uzun süreli wilde russia maceranıza varsa o şehirden bu şehre benim gibi sürüklenecekseniz biraz rusça bilmeniz de fayda var hiç korkmayın rusçadan çok eğlenceli ve güzel bir dil biraz bile bilseniz inanın çok işe yarayacak.

En kötüler hep en çok özlenenler olur. Stalin' in burada yatmakta.


Lenin ve Satlin


Rusya Güvenli bir yer mi ?

CVP : Gayet güvenli ve düzenli ama her zaman önce Allaha sonrada aklınıza emanet olunuz.

 Vallahi arkadaşlar moskovada nereye gidilir nerede yenilir böle binlerce site var internette benim yazmama gerek yok zaten en ucuz yerde yemek yedim ben, size yemek konusunda bir tavsiye veremem kaldıkı rusların öle ciddi bir yemek kültürü yok etli ağır yemekleri var borş çorbalarını içtiğiniz zaman bile içinde 2 kilo et var yani iklim soğuk kış uzun yemeklerde ağır ama moskovada her adım başı bir mcdonalds vardı bu da üzücü bir durumdu tüm şehri neredeyse istila etmişler, özbek ya da tacık döner kebapçılarda bulabilirsiniz kafanıza göre takılın walla ben ne bulursam yedim, ayrıca astana da kımız ve at etil ile alakalı güzel bir video da yaptım ona da bakabilirsiniz...

 Moskova gerçektende farklı bir kent farklı bir yaşam tarzı, onu özümsemek gerekir, tarihi yerlere ve kızıl meydana dikkatli bakmak gerekir biraz hissetmeye çalışın, eğer hiçbir fikriniz yoksa tarihi mekanları,katedralleri ve müzeleri internetten biraz inceleyin, Aziz Vasili Katedralinin önünde resim çektirip Kremlin Sarayı Diye alel acele facebook'a atmayın en azından nereleri gezdiğiniz hakkında bir fikriniz olsun değerli dostlar, hülasa ortalama bir türkün moskovada yaptığı şey 10 dakka kızıl meydana uğramak sosyal medya için iki aptal resim daha sonrada en güzel sitrip clublarda takılmaca, klişe hikayeler işte...

 Kremlinin hüzünlü kırmızı ve bir okadarda soğuk ciddi duvarlarıyla, Kurtarıcı İsa Katedraliyle,Korkunç İvan Tarafından yaptırılan Aziz Vasili Katedraliyle Moskova ölmeden önce en az bir kere ziyaret edilmesi gerekilen bir yer. Beni en çok etkileyen yerlerden birisi de Lenin'in mozolesi oldu, küçük mütevazı bir mekandı ki bu Lenin'in vasiyetiydi abartılı şeyler istemiyordu, bildiğiniz üzre Lenin mumyalanmış ve gerçekten canlı sayılabilecek bir şekilde halkın ziyaretine açık, sanki tatlı bir uykuya dalmış gibiydi ama biraz da ürperticiydi, Lenini görmek beni çok etkiledi...

Yeni Kızlar Mezarlığı / Novo Deviçi Mezarlığı:

 Bu mezarlık Moskova şehir merkezine pek yakın bir yerde Paris' deki par le şe mezarlığı gibi, Rus sanat ve kültür dünyasının önde gelen bir çok ismine ev sahipliği yapıyor, bizler için önemi ise tabikide büyük şair babamız NAZIM, Moskova' ya aslında gelir gelmez NAZIM'a uğrayacaktım ama gece idi bende ertesi sabahı bekledim ve şiir babayı ziyaret ettim son eşi Vera Hanım ile soğuk ve hüzünlü bir moskova mahlesinde Yeni Kızlar kabristanlığında yatıyor, dedim kendi kendime bu bizim sol takım fatiha falan bilmez adama bir fatiha okuyayım evvela ve de okudum, ( ne işe yaradı bende bilmiyorum ama adet yerini bulsun) tam 2 saatimi Nazım' ın başında geçirdim ona kendi şiirlerinden okudum, onu özümsemeye çalıştım ve de çok duygulandım, beri yandan mezar taşının başında bekledim gelip geçenlerden birkaç fotoğraf çekmeleri için reca ettim, derken rus bir aile geldi ve ( tarzanca rusçamla) bir resim çekermisiniz bana dedim, sordular burada ne arıyorsun diye kim bu adam diye, dedim; bu da türklerin Puşkin'i Büyük Nazım, çok şaşırdılar burada ne işi var dediler, tabi bende dilimin döndüğünce onlara birkaç şey anlatmaya çalıştım...

Şiir Baba NAZIM



Nazım ve Vera

 Romantık sovyet hikayeleriyle büyümüş komünizme sevdalı ya da sosyalizme aşık arkadaşlar yazımı okuyacak olursa gerçekten çok üzgünüm ama şimdiki modern rusya da sosyalizm bile kalmamış herkes daha bencil ve daha ruhsuz, yani hala eski sovyetler ruhunu rusyada bulurum diye düşünüyorsanız sizi büyük bir hayal kırıklığı bekliyor diyebilirim, beri yandan bizim değer verdiğimiz o büyük edebiyatçılar vs, gençlerin umrunda bile değil yani millet geçim derdinde kimsenin Puşkin'i ya da Tolstoy' u düşünecek hali yok maalesef, haa mutlaka meraklısı vardır sanki istanbul gençliği NAZIM' ı ne kadar biliyor, yani bu örneği vermemdeki sebep sovyet paylaşım ruhu artık yok, onun için geliyorsanız şimdiden bulamayacağınızı garanti edebilirim.


Rusların Yaşam Standartları:

 Biz de bir lise öğretmeni 1000 – 1200 dolar civarı bir maaş alır bunun rusyadaki karşılığı 400 dolardır, maaşlar gerçektende düşük, emlak fiyatları ve kiralar şok edecek şekilde pahalı, bir delik odanın bile kirası çok yüksek, zaten uzun bir kışı var bu memleketin insanlar ısıtma giderlerini minimum seviyede tutmak için sanırım küçük evlerde yaşıyorlar, apartmanları mübarek kale gibi bomba atsan yıkılmaz o derece, yani bizim gibi sıcak bir ülkeden rusyaya kışın seyehat eden bir adam bir çok konuda şaşıracak şok olacak ve geri dönecek... Beri yandan memur maaşından sürekli şikayet eden tipler varya ülkemizde onları bir ay rusyada bırakmak gerek bakalım o soğukta ve sevgisizlikte 400 dolarla nasıl yaşayacaklar, insan seyehat ettikçe anlıyor herşeye rağmen ülkemizde yaşam çok kolay resmen cennetteyiz ama her zaman rahat insanlara batar bu da hayatın başka bir boyutu tabikide...

 Haydi Nijni'ye

 Moskova – Nijni Novgorod arasında moderen hızlı trenler çalışıyor gayet rahat ve zevkli bir yolculuk sizi bekliyor olacak, yaklaşık 5 saat sürdü ve 45 lira civarı bir ücret ödedim bilete. CouchSurfing.com üzerinden kendime bir HOST buldum, Malezyalı genç bir tıp fakültesi talebesi beni misafir edecekti Nijni Novgorod'da, üstelikde üniversitenin yurdunda kalacaktım, allah razı olsun bana özel izin aldı ve talebe yurdunda kendi odasında imkanları dahilinde beni ağırladı, çok güzel ve farklı bir deneyim oldu benim için, gerçektende çok enteresandı diyebilirim. 

Nijni Novgorod

  
 Nijni üniversiteler kenti bir çok yabancı talebe burada eğitim görüyor, Malezyalı dostum İşnavin beni yurt binasına götürdü, kocaman yurtda sadece yabancı talebeler kalıyordu ve hepside TIP öğrencisiydi, suriye,nijerya,uganda kaba bir tabirle tüm 3.dünya ülke vatandaşları orada doktorluk okuyordu, şimdi biraz daha yakından inceledim talebeleri wallahi dünyadan haberleri yok hiç de tıp okuyan öğrencilere benzemiyorlardı relaks takılıyorlardı dahası yurt mülteci kampı gibiydi bu da benim çok hoşuma gitti, mesela beni misafir eden sıcak kanlı Malezyalı dostum benim için okuldan izin aldı ve 3 gün süreyle takıldık, son sınıf tıp öğrencisi üstelik , yahu dedim kendi kendime bu tıp okumak böle rahat olmamalı çok fazla boş zamanları var yani en azından türkiyeden tıp okuyanların halini biliyoruz kayışlar hafif yanıyor kolay bir iş değil ammavelakin Nijni' de tıp okuyanlar kafalarına göre takılıyorlar, ileride bu kimselerin hastalarına allah yardım etsin walla ameliyat sırasında makası mı unutacaklar hastaların içinde yoksa bronşit olan adama kanser tedavisimi uygulayacaklar allah bilir, senelik 8 bin doları olan elifi metrek bilmeyen tüm 3.dünya ülke vatandaşları buraya akın etmiş hepside doktor olacak , allah saklasın beni biraz ürpertti beni bu durum, iki tane türk talebeye de rastladım ankaradan kalkıp gelmişler nijniye doktor olmaya, dedim gençler mezun olunca diplomalarınızı türkiye kabul edecekmi iyice emin oldunuz mu sonra hemşire falan yapmasınlar sizi yazık olur okuduklarınıza, iyi temiz çocuklara benziyorlardı umarım emeklerinin karşılığını alırlar...

Oka ve Volga nehirlerinin birleşme noktası

Nijni'den genel görünüm


 Mülteci kampı kıvamındaki talebe yurdunda değişik insanlarla tanışma fırsatım oldu ama öle karakter olarak entelektüel seviye olarak değişik değilde yani geldikleri ülke ve background olarak değişik insanlar... CS den kanka olduğum Malezyalı dostum İşnavin bana şehri gezdirdi ve de çok güzel bir video yaptım Nijni' de hemen videoma da bakabilirsiniz.





 Nijni Novgorod Moskova ve St.Petersburg' dan bana göre Rusya'nın en güzel 3. şehri bir defa şehrin kurulduğu yer çok güzel Oka ve Volga nehirleri bu şehirde birleşerek Kazan'a doğru akıp gidiyor, Nehrin hemen kıyısında kurulan şehir gerçektende çok tatlı çok güzel bir karaktere sahip, beni üzen nokta şehrin içinde nehir boyu tren rayları olmasına rağmen kullanılmıyor olması idi, eminim ki tramvaylar şehre bambaşka güzel bir hava katabilirdi...
Şehri keşfederken bir postaneye girdim türkiyeye kart atmak için hayatımdaki en enteresan manzara ile karşılaştım postane de bir köşede camın içinde bir takım çamaşır deterjanları mutfak araç gereçleri satılıyordu gerçektende enteresan bir görüntü oldu benim için =) Gene şehirde dolaşırken güzel bir hostele denk geldim içeri girdim ve bana güzel bir çay ikram ettiler birkaç arkadaş edindim kendime çok da sıcak karşıladılar beni, bir saat kadar takıldım orda, bu güzel hostelde bir gece kalmanın fiyatı 20 liraydı ne kadar ucuz değil mi =) genel itibariyle rusyada hostel fiyatları uygun hele birde sezon dışı bir mevsimde seyehat ederseniz bu fiyatlar daha da aşağıya düşebilyor... Burası rusya heran her şey olabilir ( pozitif manada)

 Ben Nijni' yi çok sevdim gerçektende güzel bir şehir hemen yanı başından sessizce akan Volga nehri Oka'nın da sularını alarak usulca ilerler,şehir ayrıca Gorky'nin şehri kaldıkı sovyetler zamanında şehrin adı Gorky' idi .
Nijni' de mülteci kampını andıran nedenini bilmeden (muhtemelen asla bilemeyecek olan) tıp fakültesi okuyan tuhaf talebelerle dolu öğrenci yurdunun ardından yola koyulma vakti geldi dedim kendi kendime, sevgili dostum malezya'lı İşnavin le gayet güzel vakit geçirdik, sabah bir melemen yaptım ona aklını aldım dedi bu ne güzel bir yemek böyle akşam da biraz daha cool takıldık penne cream yaptım mülteci kampı şenlendi =) bu arada İşnavin kardeşim şehri tüm ayrıntısıyla bana gösterdi bu konuda çok şanslı olduğumu döylemem gerek, adam işini gücünü bıraktı ve en ince ayrıntısına kadar şehri bana gezdirdi.
Couch Surfing Meeting vardı gittik şık bir ingiliz pub'a (mekanı sevmedim) orada 20 kişi falan geldi yeni arkadaşlar edindim bilirisiniz özellikle de kızlar konusunda hassas olduğum için bunca güzel arzı endam eden rus hanımefendilerle vakit geçirmek gerçektende çok güzeldi, çok iyi vakit geçirdik,bir çoğuyla facebook üzerinden arkadaşlığımız devam ediyor belki biryerde gene karşılaşırız. 

Nijni' deki talebelerle


 Yavaş yavaş Nijni'ye veda etme vakti gelmişti bir sonraki durak   KAZAN...

--- Ver Elini Tataristan/Kazan ---

 Gene gece treni gene 50 lira civarı bir para ödedim sabah Kazan'da olursun dedi bana gişedeki görevli, genellikle ''Plus Kart'' dedikleri şeyden alıyorum yani yatak'lı sizde bunu söyleyin ve mutlaka alt koltuğu kapın bunu özellikle bildirin çok çok rahat edersiniz walla, Nijni' deyken gene CS üzerinden KAZAN da host bulmaya çalştım kendime ve ''lucky bastardo'' gene güzel bir insan buldum ve hikaye yeniden başladı.
Güzel bir tren yolculuğunun ardından sabah KAZAN'a vardım, tren istasyona varınca Kazan Kremlinini, Kul Şerif Camii' ni gördüm yani öyle gözüküyor ki KAZAN derli toplu şirin bir şehir, tren istasyonunun önünden tramvaylar hareket etmekte bu da bir avantaj nereye gidecekseniz tramvaylar emrinizde, fazladan zahmete girmek zorunda kalmıyorsunuz. Bu arada rusyada trenle yolculuk ettiğiniz vakit düşünüyorsunuz, yüce tanrım bu ülkenin sonu, ucu bucağı varmıdır diye, hele o hüzünlü beyaz ormanları yokmu, sonsuz ormanlar dipsiz ormanlar, gerçeketen de trenle seyehatiniz esnasında camdan baktığınız vakit içinde bulunduğunuz demir makine bedeninizi fiziksel bir yolculuğa çıkartırken trenin penceresinden size içine çeken beyaz kış manzarası ise ruhunuzu farklı derin hülyalara uçuruyor, tabi yolculuk bitince umarım valizleriniz siz ve ruhunuz aynı anda trenden inme şansını yakalarsınız.

 Kazan'a vardım, Arnavut bir delikanlı karşıladı beni, daha doğrusu tren istasyonundan indim tramvaya bindim zaten şehir merkezine yakın oturuyordu Sevgili Renato, sabah karşıladı beni çay içtik ve haydi şehri gezelim dedi bana... Bu Renato ODTÜ de mimarlık okumuş Arnavut bir kardeşimiz, Kazan' da ise türk bir inşaat firmasında çalışıyor türkçesi gayet düzgün zaten ayırt etmeniz imkansız türk gibi, allah razı gelsin çok güzel ağırladı beni güzel insan.

Kul Şerif Camii / Kazan

  --- Renato gerçek bir sokak filozofu, bu yazıyı yılbaşına doğru hazırladım ( seyehatim aralığın ilk haftası bitmişti) Renato' ya bu gün bir yıl başı mesajı attım, 2015 in huzurlu ve bol kazançlı geçmesini diledim ve o da bana dedi ki --- Huzur mezardaki ölüler içindir, bol kazanç işe yaşamasını bilmeyenlere ben hayatı yaşamak için bol duygulu bir yıl istiyorum dedi ---

Kazan'da beni misafir eden değerli kardeşim RENATO


 ---Rusya' da Hiçbir RUS beni misafir etmedi! --- NEDEN acaba ?


 CS de gayet güzel bir profile sahibim, dolu ve canlı, sizde girin bakın bu benim işim, ama türklerin bu kötü şöhreti yüzünden RUS'lar beni misafir etmedi genellikle rusya da yaşayan yabancılar beni misafir etti, şimdi anlatacağım size neden, rus erkekler genellikle kızları misafir ediyor çok azı belki meraklıdır böyle uzaklardan gelen bir adamı yatılı ağırlamaya, rus kızları ise italyan ve ispanyol erkeklerine hasta ortadoğululara pek yüz vermiyorlar, başka bir rus kız bana dediki ; bu bizim kızlar CS nedir bunu bile bilmezler gerçekten avrupalı erkekleri konuk ediyorlar belki bizde avrupaya gideriz de bir şeyler olur umuduyla, tabikide acınası bir durum ama ne yapalım herkesin bir bildiği var demek, beri yandan kankam Renato da türklerin kötü şöhretinden bahsetti bana, mesela bir türk kazan da 5 kızı hamile bırakmış sonrada bir anda ortadan kaybolmuş şimdi bu gerçek bir olay, maalesef türkiye seksin afrikası olduğundna mütevellit rusya gibi ülkelere gittiğimiz zaman tüm hayvanı sapkın yönlerimiz ortaya çıktığından ötürü benim gibi ''masum seyyah türklere'' de şüpheli gözle bakıyorlar bu bakımdan Nijni ve Kazan da beni misafir edenler RUS değildi...

---Kazan---

 Tataristan kültürel bağlarımızın olduğu bir yer ne de olsa TürkSoy oluyor kendileri bu bakımdan dil konusunda bir rahatlama yaşadık yarı yarıya anlaşabiliyorduk, birkaç tatar kızla tanıştım akıcı türkçeleri vardı çok seviyorlardı türkçeyi bu bizim salak dizilerin de etkisi var tabi dışarıda bayağa populerler =) muhabbet hep aynı aslında -- muhteşem yüzyıl izliyormusun-- diye soruyorlar biz de cevap veriyoruz –yoo hiç izlemedim – derken şaşırıyor adam -- yaa neden acaba sen türk değilmisin – diye soruyor çokda sempatik oluyor ama bu tıpkı şey gibi farzı misal ABD/Portland dan bir adam geliyor ve soruyorsun ona – kanka yaw game of thrones izliyormusun-- adam diyor yoo hiç duymadım bile , sende şok oluyorsun falan fişman =)


Kazan
  
 Kazan gerçektende uysal sıcak bir yer aile şehri diyebiliriz çok düzenli çok temiz çok tatlı ve de çokda soğuk volga nehri Nijni den usulca akarken Kazan da usulca donmuş durumda, çok da ucuz bir yer walla yemek içmek çok ekonomik geldi bana beri yandan olmayan rus mutfağından beslenmeye çalışyıorduk ya , kazan da tatar mutfağı karşıladı bizi ohh bir yedik doyduk walla, anadolu yemekleri gibi çok da farklı değildi, 8 liraya güzel bir öğün akşam yemeği yediğim oluyordu bir tatar lokantasında, ahh bir de tatar çay evleri var mutlaka gidin bir kitay çayı için, sütlü çaylarından için, eksi 20 derecede nasılda ısıtır içinizi bilemezsiniz...

 İlgimi çeken başka bir şeyde eksi 20 derecede bile anneler bebek arabalarıyla çocuklarını parkda gezidrebiliyorlar, allah aşkına donmuyormu o çocuk anlamak mümkün değil, bir de gece 11 de çıktık gene eksi 20 birer bira içtik , bu da rus gençlerın sık sık yaptığı bir gelenekmiş soğukta bira, o güzelim münih, belçika biralarına türkiyede bir servet ödüyoruz ya, burada öyle bir durum yok gayet ekonomik en güzel yanıda bu zaten.

 İlber Ortaylı derki ortalama bir rus'un bir koltuğunun altına yarışm şişe vodka öbürünede bayat bir ekmek koy savaşsın cephede senelerce, ruslar böle dayanıklı ve güçlü bir millet, yani adamlar fiziksel olarak çok güçlüler, ortalama bir rusla kavga et herhalde tek eliyle tutar 4 metre öteye fırlatabilir seni, soğuktan ve yaşadıkları coğrafyadan ötürü böle güçlü olduklarını düşünüyorum, şaka değil gerçekten güçlüler...


 Değerli kardeşim Renato ile çok güzel 3 gün geçirdik, gelecekten ve rus sinemasından bahsettik ikimizde Tarkovsky hayranıydık zaten benim CS profilimde Tarkovsky ile alakalı şeyler olduğundan ötürü bu da Reno'nun çok hoşuna gitmiş , bana söylediğine göre beni HOST etmesindeki en büyük etken Tarkovsky' imiş walla ne diyeyim şanslıyım işte =)




--- Gene Gece Treni --- 
 
 Kazandan sonra gene bir gece treni ile sessizce kaçtım şehirden zayen kimseninde umrunda olduğumu zannetmiyorum, istesemde gürültü yapamazdım zaten ama minik bir sırt çantası ve termos bardağımda biraz çayla sanki dünyayı fethedebilirim gibime geliyordu, yol için müzikde gerekli tabikide müziksiz yaşam nasıl bir yaşam olurdu herhalde oksijensiz bir gezegen gibi, Renato kardeşime veda ettim ve ver elini Ekaterinburg, CS den kimseyi bulamadım ama sorun yoktu hosteller ne güne duruyor gititm bir hostel buldum 3 geceliğine 120 lira verdim üstelik tek kişilik oda veridler bana hemen nehrin kenarında şehir merkezinde güzel bir hosteldi, beri yandan CS' den Ekaterinburg sayfasına bir ilan bıraktım kim benle buluşmak ister diye, evvela rus bir çocuk geldi onla br akşam yemeği yedik, bana ümitlerinden bahsetti, isveçe göç etmek isteyen bir kimya doktoru idi arkadaş, biraz da tuhaf bir çocuktu, sosyalleşmek için değişik yollar seçiyordu bana garip geldi ama rusya gibi hele sibirya gibi bir yerde yaşiyorsan sosyalleşmenin bir imkanı varmıdır bilemem, uzun ve yorucu kış noel baba hariç herkesin belini büküyordü, sabah 8 akşam 5 işe gidip geliyorsun birazda vodka elbette...bir iki muhabbet ettik sağolsun ilgilendi benle, ertesi günde şirin bir genç hanım geldi şehri gezdirdi bana oturduk ordan burdan soohbet ettik bana hayallerinden bahsetti ve bende onu dinledim gene güzel bir çayhanede çay içtik içimiz ısındı, sevdi beni adı, Daşa idi ve ertesi gün gene buluştuk 5 den sonra buluşuyor o güzelim nehrin küçük kanallarının birinin kenarından yürüyorduk, ayaklarımızın altında o kar hışırtısı o güzelim ses vardı, ağaçlar ve çok hafif bir kar yağışı, gerçektende film sahnesi gibi anlar yaşadım, şanslıydım...
Ye Ye Ye Yekaterinburg
 Ekaterinburg güney sibiryada konumlanmış rusyanın orta asyanın üstlerindeki sanayi kentiydi, şehir gayet düzenli ama çok şey beklemeyin öyle çokda özel bir şehir değil orta şeker bir yer, şehir rusyanın sibiryaya açılan kapısı, ekaterinburg'dan sonra sibirya başlar, şehri muhteşem pedro kurdu ve karısı çariçe katarinanın adını şehre verdi , sovyet döneminde bir çok şehir gibi onunda adı değişti 90'lardan sonra gene eski adını gene aldı. Ekaterinbug'da haliyle hava daha da soğuktu hapı yuttuk dedim kendi kendime ama allahtan hazırlıklarımı tam yapmıştım ekipmanlarım sağladım kısacası korkmuyordum...

 Bir şehirden öbürüne sürüklenmenin ve aptalca resimler çekmenin ne manası var diye düşşündüm kendi kendime, sanırım ben ''YOLDA OLMAYI'' çok seviyordum, bir yere gidiyorsun sadece 3 gece kalıyorsun orayı özümsüyorsun caddelerinde kayboluyorsun çayhanelerinde çay içiyorsun soğuğunda üşüyorsun güzel kadınlarına bakıp sıcak hülyalara dalıyorsun, pahalı şeyler için pazarlık yapıyorsun ucuz bir içki içmek istiyorsun ve tüm gücünle sanki oralıymış gibi davranıyorsun 3 günlüğüne oralı o şehirli oluyorsun, daha sonrada bir gece tren istasyonundan usulca rayların üzerinden bilinmezliğe kayıp gidiyorsun gene bir bardak limonlu çayın ve güzel müziklerinle tabi pencerenden akan manzaralarıda yabana atmamak lazım. Sanırım özgürlüğün en zirve noktalarından biriside bu, bir merhaba deyip gitmek, sanırım hayatda böle bir şey, dünyanın yaşına baktığımız vakit aslında ömürlerimizin birer kelebek ömrü kadar olduğunu aslında ipanema plajındaki bir kum zerreciği kadar büyük olduğumu anlıyoruz,işte bizlerde bir merhaba deyip gideceğiz bu yüzden de satmışım anasını dert etmeye gerek yok ufak tefek şeyleri, neden hoş görmeyeyim neden sürekli bir yarış halinde olayım kafama göre takılıyorum işte ne çıkar bundan...

Ana rahminden düştük pazara
Bir kefen aldık döndük mezara --- Yunus Emre --- 


 Ekaterinburg'da 3 gün geçirdik minik nehrin kenarındaki hostelimde çok mutluydum biraz da dinlendim tabikide, hiç bir rusun beni evine kabul etmemesine de biraz gönül koydum ama adamlar zaten bir oda bir delik evlerde yaşıyorlar eminim bir çoğunun yeri bile yoktur rusyaya gidince bunu göreceksiniz çok küçük evlerde yaşıyorlar, bunun başlıca nedeni ise uzun ve ağır kış şartlarıdır ve evin ısınma giderleri. Dünyanın en geniş düz topraklarına sahip bir millet dünyanın en dar evlerinde yaşamak zorunda bu da düşündürücü bir durum kiralar ve emlak inanılmaz pahalı...

Ekaterinburg
  
 Hudut kapılarında kış kıyağmette sefil olmamak için ülke değiştirirken karayolu değilde havayolunu tercih ettim, ekaterinburg'dan astana ya airastana – kazak havayolları ile seyehat ettim en temiz ve en güzel yolda zaten buydu.

 2 HAFTA süren Rusya gezim Ekaterinburg'da noktalandı, Moskova' dan başladım ve güney sibiryaya dek geldim toplamda 4 farklı şehir gördüm ama yazın gene kaldığım yerden trenle doğuya doğru devam etmeyi planlıyorum, hülasa rusya seyehatime minik bir virgül koydum. Ekaterinburg uluslarası havalimanından Kazakistana giderken Rus yetkililer 20 dakka sorguya çektiler beni , öyle CIA tarzında ürkütücü bir şey değildi, bir adam geldi oturduk be birkaç sual sordu bana ama işin garip tarafı bendeki rusça çok limitli adam da başka bir dil bilmiyor ama genede konuştuk, görevliye bir şeyler anlatmaya çalıştım nereden geldim nereye gidiyorum diye ona biletlerimi gösterdim, çektiğim fotoğrafları vs, sonra en çok hani şehri beğendiğimi sordu gereksiz bir işlemdi ama burası rusya kurallar farklı...

--- Ver elini Astana / Kazakeli ---

 Astana'da eksi 25C karşıladı beni, gayet sıcak bir hoş geldin oldu bu, ne kadar kalın ya da korunaklı giyinirseniz giyinin, bu soğukta sokakta 10 dakka sonra sakalınız burnunuz donuyor, dışarıda çok fazla bir şansınız yok kapalı bir mekana abone olmak zorundasınız, bende zaten Astana'ya iner inmez şehre giden otobüse atladım ve de kazak dostum Ali' nin evine doğru yola koyuldum.





---YARARLI BİR BİLGİ --- (KAZAK VİZESİ HAKKINDA)

 Biliyorsunuz Kazakistan Devleti, TC vatandaşlarından vize talep etmemekte, şayet 5 günden az kalacaksanız ülkede hiç bir sorun yaşamadan ne işiniz varsa halledip geri dönebilirsiniz ama benim gibi 5 günden fazla kalacaklarlar için mutlaka ayrı bir işlem yaptırmış olmanız gerekecek hemen izah edeyim efendim ; göçmenlik polisine gitmeniz gerekecek ama bununda kolayı var hemen bir turizm acentesine gidin, pasaportunuzu verin , kaldığınız yerin adresini verin 20 ya da 30 dolar karşılığında işlemlerinizi sizin adınıza hallediyorlar , Kazak dostum Ali beni böyle bir acentaya götürdü hatta vize memuresi hanımefendi gayet güzel türkçe konuşuyordu epey bir muhabbet ettik kendisiyle ve yakında bu saçma uygulamanın biteceğini muştuladı bana ama ne zaman yürürlükten kalkar tabikide bilmek zor. Ben 30 dolar ödedim ve pasaportumu bir günlüğüne aldılar benden derken ertesi gün pasaportumu geri aldım ve pasaportumun arkasına başka bir evrak sıkıştırıverdiler ülkeden çıkarken bunu beyan etmek zorundasın dediler bana yoksa ciddi para cezaları veriyorlar herekese. Kazakistan' içiN LÜTFEN AKLINIZDA BULUNSUN !!!


Bayterek Kulesi / Astana (Pix by esto)


Astana'da beni misafir eden aziz dostum Ali


Astana'da beni misafir eden Ali ve kıymetli ailesi.
   
 Ali pırıl pırıl bir kazak delikanlısı kültürel değerlerine bağlı aynı zamanda dünyayıda yakından takip eden ana dili rusça ve kazakça olan bunun yanından çok güzel ingilizce ve farsça konuşan bir kardeşimiz, anacığı ve küçük biraderiyle beraber astananın mütevazı bir semtinden yaşıyorlar bana nasıl sıcak davrandılar bunu burada nasıl ifade ederim doğrusu bende bilemiyorum, hem dilin yakınlığından ötürü hem kültürün yakınlığından ötürü sanki uzaklarda yaşayan akrabalarımı ziyaret etmiş gibi hissettim kendimi , buyrun video burada...



 Astana çok pahalı biryer öyle bütçe dostu falan değil aklınız varsa bu şehre yazın gelin benim gibi çatlak seyyahlar eksi 30 da gelir ve donar kalır, şehir iyi güzelde metro yapmayı unutmuşlar gibi =) Astana'lılarda zaten bundan şikayetçi ama gayet düzenli ve Kazakistan'ın moderen yüzü, Kazak yetkililer ülkeye yabancı yatırımcıyı çekebilmek için marka bir şehir yaratmak için kesenin ağzını açmışlar ve ingiliz Normal Foster'ı getirmişler Astanaya , demişler haydi Normal bizi baştan yarat, yanınada bizim türk inşaat şirketlerini vermişler Norman' çizmiş bizim türklerde 2 haftada binayı dikmişler, gerçektende modern inanılmaz alışılmışın dışında binaları var, biraz dubai, biraz moskovanın karışımı olmuş ama bir opera binası dikmişler içini görme fırsatım oldu böyle dehşet bir mekan ben ömrümde görmedim, sanat rusya da ve türki cumhuriyetlerde çok önemli bir yere sahip, galiba bu yüzden hep bir hayranlığımız olacaktır bu yörelere... Han Çadır ya da Bayterek hepsi Normal Foster'ın çiziminden çıkmış ve türk inşaat şirketleri tarafından dikilmiş binalar, gerçektende şık ve modern görülmeye değer ama üzülerek söylemem gerek ki biraz ruhsal yönden eksik, daha çok lüks ve paranın izdüşümünde gelişen büyüyen yapılar ama bu her modern yeni şehrin başına gelen bir durum zaten Astana'da 1997 de başkent ilan edilmiş. 1997 den önce küçük kendi halinde kuzey kazakistanda sıradan bir şehirdi ama şimdi paranın adresi.

Han Çadır / Astana
  
 Astana' da ve Ali'nin o sıcak ilesiyle 3 gece geçirdim keşke daha fazla kalma şansım olsaydı ama yola devam etmek zorundaydım, bu sıcakkanlı kısa boylu çekik gözlü kuzenlerime hayran kaldım, hasta kaldım, bayıldım beni öyle güzel ağırladılarki ne desem boş ve az, galiba türkiyede kaybetmiş olduğumuz bir takım insanı ve kültürel yönlerimizi burada tekrardan bulmak ve yaşamak beni oldukça heyecanlandırmıştı, işin püf noktasıda buydu zaten.

Astana'dan genel görünüm
  
 Kazakistan'da günlük yaşam kazakça değil Rusça, kazakça da var ama benim anladığım gençler arasında rüstik bir eğlenceden öte bir şey değil , kazak şehir hayatından rusça yöresel hayatta kazakça daha çok ön plana çıkıyor, bunu rahatlıkla söyleyebilirim, 2025 yılında latin alfabesine geçeceklerini söylediler sanırım onlarda yavaş yavaş kiril alfabesinden kurtulmanın peşindeler ama onları asıl fetheden rus imparatorluğu değil Puşkin Rusya'sı, aslında bizim kürtlere türkçe öğretememe sebebimizde bundan kaynaklanıyor, Puşkin'imiz ya da Dostoyevskimiz olsaydı kürtlerde türçke konuşurdu ama zaten cumhuriyet döneminde dile bir darbe vurulmuş, edebi iklimi çok da derin olan bir dil olmadığından ötürü bu sorunlar günümüze dek taşındı, bir nedenide bu olabilir... Bu gün tüm orta asya hala deli gibi rusça konuşuyorsa bunun nedeni Putin'den korktukları için değil Puşkin,Tolstoy,Gorky ve Dostoyevski den dolayıdır.

Astana - hemen arka planda Han Çadır

 Ali'ile Astana pazarına gittik özbekler pazarda güzel şeyler satıyorlardı ama bizler kımız almaya gelmiştik, Birkaç kımız denemesinden sonra doğru olanı Ali tabikide buldu ama allahım o nasıl bir tad o nasıl bir lezzet içmeye doyamadım , kana kana içtim diyebilirim. Daha sonra eve gittik ve yukarıda izlediğiniz videoyu çektik =)

--- Gene Tren – Merhaba Almati ---

 Almaty eski başkent ve orta asyanın en büyük kenti-ticaret merkezi, artık rus steplerini ve kazak çayırlarını arkamda bırakıp tanrı dağlarının eteklerine gideceğim. Her zamanki gibi gece tren biletimi aldım ama biraz fazla ödedim, hızlı ve moderen tren olduğundan ötürü 140 lira falan ödedim, kompartımanda 3 kişiydik müzik dinledim bir de film seyrettim derken sabah Almaty ye varmıştık bile , ee peki nerede kalacaktım be abi ?

 Vaktiyle ben istanbul-Aksaray'da yaşarken Almaty den Rus bir kız gelmişti istanbula CS üzerinden beni bulmuştu naçizane misafir etmiştim onu ve şimdi iadeyi ziyarette bulunuyordum zatı şahanelerine, tren istasyonuna varınca bilmem kaç nolu troylerbüse atla da gel dedi bana, bende tüm taksicileri atlatıp ki bu da oscarlık bir başarıdır kendimi zar zor troylerbüse attım ve de Gorky sokağından indim, Almaty öyle bir yer ki tüm rus edebiyatının möhim isimlerini cadde ve bulvarlara vermişler bazen insan dev bir kütüphanede kendini kaybetmiş gibi hissediyor kendini... Astana'nın pahalı ve sofistike mimarisinden sonra gerçek sovyet kazakistanına geldik ve şehirde gerçektende bir karakter var daha bunu trenden iner inmez hissedebiliyorsunuz, en önemliside hava gayet sıcak eksi 5C lerde, yani eksi 30 lardan eksi 5 lere gelince yaz gibi geliyor adama , inanın ki öyle... Kadim dostum Olga hanım' ın evini bir çırpıda buldum, attım kendimi içeri Olga sıcak bir merhaba dedi bana, çayı yapmıştı bile üstelik kahvaltıda hazırdı sanki ana ocağı yahu ne şanslı veledim ben, acelesi vardı işe gidiyordu anahtarı bana bıraktı ve çıktı akşama görüşürüz dedi bana... Güzel bir kavaltı ve ardından duş biraz da uyku saat öğleden sonra 2.30 olmuştu bile ama asıl macera şimdi başliyordu.

  Rize' den çok yakın bir arkadaşımın kuzeni Almaty' de çalişiyordu, bana bir telefon numarası vermişti ve Almati ye gidersen bir uğra çayını iç demişti bana, bende sandım kelli felli bir adam yani çok da bir şey beklemeden gidip bir çayını içer bir merhaba derim tanışmış oluruz dedim kendi kendime, bir mesaj attım ve hemen cevap geldi – neredesin gelip alayım seni dedi --- efendim zahmet etmeyin falan dedim ama adresi verdiğimde on dakka sonra Osman Abi gelmişti bile , meğer zaten oradan geçiyordu, baktım genç bir adam öyle kelli felli değil, çok sıcak çok sevecen bir ağabeyimiz, almati de küçük bir şirketi vardı ve senelerdir burada yaşıyordu, zahmet etti geldi arabasıyla beni aldı tanıştık muhabbet ettik biraz ama ne kadar sıcak kanlı bir insan (ee ne de olsa rizeli) bana dediki – istanbuldan misafirlerim geldi kuzenim ve arkadaşı bu gece takılalım hep beraber muhabbet ederiz – aslında voltranı oluşturmuştuk bile, daha sonra sonradan çok sıkı fıkı kanka olacağım iki türk hanımefendiyle tanıştık (osman abi'nin kuzenleri) derken güzel bir yere gittik ve muhabbet başladı. Almaty de 3 gece kaldım ama seyehatimin zirve noktasıydı, nasıl eğlendik nasıl güldük nasıl şendik çocuklar gibi size anlatamam, tesadüf işte böyle buluştuk, bu arada Olga'yı da unuttuk tabikide güya akşam takılcaktık ama daha sonra onuda gruba dahil ettik, Birkaç video yaptık Almati de izleyin bakalım nasıl bulacaksınız...


Almati' de Osman Abi ve ekibimizle gerçekten de kurtlarımı döktüm enerji depoladım, dünyanın bir köşesinde insan böle yakın tanıdıklarını bulunca gerçekten çocuklar gibi şen oluyor, onlara ne kadar teşekkür etsem azdır.





--- Son Durak Bişkek ---

 Almati' den ayrılma vakti, hızlı geçiyorum, hayatımın en mide bulandırıcı uçuşunu gerçekleştirdim, almati – bişkek 250-300 km bir mesafede karayolu ile ama uçakla gitmek tam bir eziyetmiş halbuki, uçak havalandı tırmanışa geçti sonrada birden inişe geçti ben sandım düşüyoruz nasıl midem bulandı size anlatamam, hayatımda ilk defa bu denli kısa bir uçuş gerçekleştirdim hiç de hoş değildi ama genede kışın soğuğunda hudut kapısında donmaktan iyidir, bu arada AirAstana' nın sayfasından almati den Bişkek' e ucuz seferler bulabilirsiniz ben 150 lira ödedim.
 Manas Uluslar arası Havalimanına indiğim vakit sanki yozgat otobüs terminaline gelmiş gibi hissettim kendini, ekonmik olarak ne seviyede oldukları daha ilk dakikadan belli oluyordu, akşam saatleriydi, pasaport kontrolunden geçtim havalimanındna dışarı çıktım ne bir otobüs ne bir şey bizim minibüslerden vardı, atladım bir tanesine şehrin yolunu tuttum, daha sonra booking.com üzerinden yerimi ayırttığım hostelime gittim, biraz zor oldu hosteli bulmak ama ne yapalım olur böyle şeyler...


Bişkek' de konakladığım hostel
  
 Bişkek genel olarak çok da güzel bir şehir değil yani ne anlatayım size bilmiyorum bu ülkeye bişkek için gelinmez, ıssık gölüne gidersiniz kırgız ovalarında yurtlarda kalırsınız, kımız içersiniz yoksa bişkek'i ömrünüzde hiç görmeseniz bile çok fazla bir şey kaçırmış olmazsınız. O yüzden anlatacak çok da şey yok, ama yazın bu ülke görülmeye değer çok güzel bir ülke olabilir, en güzel yanı cidden ucuz bir ülke, yani içki,yemek vs. harbiden ucuz.

Bişkek Şehir Meydanı

SORU & CEVAP

1)Rusya,Kazakistan ve Kırgızistan güvenli mi?

Cevap: Rusya ve Kazakistan oldukça güvenli ve sistemli ülkeler belkide türkiyeden daha güvenli diyebilirim ama her zaman dikkatli olmakta fayda var tabikide, Kırgızistan gerçekten de çok fakir ve gelişememiş bir ülke, gece 10 dan sonra dışarı çıkmamaya özen gösterin, hani başınıza bir şey geleceğinden değil ama hani olur ya sizi paralı bir avrupalı turist sanarlar, gençerde biraz daha vahşi burda, Kırgızistana biraz dikkat ama gönlünüz rahat olsu

2)Hangi ülke daha pahalı?

Cevap: Rusya' da moskova pahalı gerisi gayet uygun, Kazakistan' da Astana baya pahalı ama Almati de pek ucuz sayılmaz, Kırgızistan / Bişkek inanılmaz ucuz bir yer yiyin için bol bol.

3)Ulaşım nasıl olmalı?

Cevap: Rusya da her yere trenle rahatça gidebilirsiniz kesinlikle treni tercih edin en güvenli en konforlu en ekonomiği tren, öbür iki ülke içinde aynı şeyler geçerlidir.


4)Konaklama nasıl olmalı?

Cevap: Bu bütçenizle alakalı bir durum hosteller çok güzel çok ucuz ve çok eğlenceli, bir çok yeni insanla tanışma fırsatınız olacaktır.

5)Couch Surfing Yapılır mı ?

Cevap: Tabiide yapılır çok da eğlenceli ama host bulmak biraz zor olabilir ruslar çokda misafirperver değiller, ama şansınıza artık mutlaka birileri çıkar, bu durum Kazakistanda değişiyor insanlar çok daha sıcak ve yardımsever, Kırgızistanda ben hosteli tercih ettim, süper ve ucuz hostelleri var.


6)Hangi havayolu kullanılmalı ?

Cevap: Türkiye'den rusya ya tek gidişli seferler için en ucuzu flypgs, ama siz gene de rus havayolu Aeroflot ve Kazak havayolu AirAstana'ya bakın, orta asya için ise AirAstana en güzel seçenektir diyebilirim, beri yandan bizim THY de heryere uçuyor artık bütçenize göre.




Seyahat etmek para değil cesaret işidir.

soru/öneri : hoboculture@yandex.com
Esteban Zitarrosso iftiharla sundu.
Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

en son dip not:

Biz gerçekten kimiz ?
 
Çok az insan hayatta bir şeyleri ( kendi öz düşüncelerini ) başarabilmiştir, ilk bakışta aklınıza düşük bütçe,imkansızlıklar ya da zamanınızın olmayışı gibi mazeretler gelebilir ama asıl sizi engelleyen şey bunların hiç biri değildir, sizi asıl engelleyen şeyler başta aileniz ve akrabalarınız,yaşadığınız çevrenin baskısı ve son olarak da takip ettiğiniz din'dir. Ana karnına düştüğünüz andan itibaren sizin için planlar yapılır,roller biçilir,kıyafetler seçilir, tüm bu dramatik durum çocukluk ve gençlik yıllarınız boyunca devam eder,zamanla bu duruma öyle alışırsınız ki zaten bu görünmez demir parmaklıkları olan hapishaneden dışarı çıkmak istemezsiniz. Başta aileniz ve yaşadığınız kent size durmadan korku ve endişe pompalar,bu öylesine acılı bir durumdur ki resmen ruhunuzu hadım ederler ve hiç bir zaman gerçek siz olamazsınız, okuyacağınız okuldan seçeceğiniz eşe kadar, kıyafetlerinizden mensubu olacağınız dine kadar bunu hep başkaları seçer, başkalarına göre yaşarsınız, yaşarız...

Belkide insanoğlunun asıl vazifesi başka insanlara maddi manevi acılar yaşatmaktır, kimi bunu bilimle yapar, kimi dinle, kimi de bir öpücükle (Oscar Wilde'den alıntı yaptım) belkide insanın gerçek huzuru ve gerçekten kim olduğunu bulmasının en garanti yolu ölmesi ve bu sistemin dışına çıkmıştır, işte bu yüzdendir ki kalıplarına bir türlü sığmayan insanlar bana göre karşılaşabileceğimiz en özel insanlardır...
Peki son olarak, ailemizin, toplumun, devletin ve dinin gölgesinde nefes alan canlılar olarak gerçekten biz kimiz ?

(Naçizane - Derleyen : Esto )




Hiç yorum yok: