Cumartesi, Ocak 19, 2013

25 Sene Sonra Teknolojiyle Tanışan Adam!



Hapishaneye girdiğim 1987 yılında, Motorola o zamanlar kullandığım büyük, gri cep telefonunu üretmişti. İnsanlar o telefona ‘tuğla’ adını vermişti. Arama yapma ve gelen çağrıları cevaplama kapasitesine sahipti ancak henüz metin mesajları atma özelliği yoktu.
Aynı zamanda bir çağrı cihazına sahiptim ancak hatırladığım kadarıyla sadece haneleri iletebiliyordu. IBM marka, DOS işletim sistemi kullanan bir masa üstü bilgisayarım vardı ancak DOS’u tam olarak anlayamıyordum. Bilgisayarımın hafızası 40 MB’dı. Bana, o cihazın ‘büyük bir iş’ olduğunu söylemişlerdi. Bilgisayarımı Epson noktalı yazıcısına bağlamıştım. Kağıdın, çok kolay bozulabilen bir izleme sistemi üzerinde yazıldığını hatırlıyorum. Tam bir karmaşaydı.
Hapishanede geçirdiğim 25 yıl içinde teknoloji dikkate değer bir şekilde değişti. İçeride geçirdiğim yıllar boyunca kendimi ağırlıklı olarak kitap okumaya verdim ancak teknoloji hakkında okumak bir nevi yazı yazmak gibiydi. Ne kadar çok okursam okuyayım, teknolojinin gücünü onu kullanmaya başladığım ana kadar avucuma alamadım. Gücü bir kenara koyun, teknolojinin dilinden bile anlamıyordum. Örneğin, insanlar ‘tarayıcı’ hakkında konuşurlarken neden bahsettiklerini ble bilmiyordum. Aslına bakarsanız, karıma ‘tarayıcının’ ne olduğunu sordum ve bana ‘internete erişim sağladığım bir program olduğunu’ söylediğinde ona boş bir bakış attım:
“Ama tarayıcının ekranın üzerindeki küçük metin kutusu olduğunu zannediyordum. Oraya, Google’da bulmak istediklerimi yazmam gerektiğini sandım.”
“Hayır canım… O URL çubuğu.”
Hapishanede 25 yıldan fazla zaman geçirdim. Dışarıda özgür olarak geçirdiğim vakit henüz 5 ayı doldurmadı. Bu sayede, diğerleri benim teknoloji konusundaki cahilliğimi anlayabilir. Yığınla temel bilginin şu an anlama kapasitemin ötesinde olduğunu anlıyorum. Ancak öğrenmem gereken bilgileri bile anlayabilecek miyim emin değilim. Bir ‘sunucu’ nedir hiçbir fikrim yok. Ayrıca, ihtiyacı olan insanlar için bilgilerimi nasıl sunulabilir hale getirebileceğimi pek bilmiyorum. Doğrusuna bakılırsa, bir zaman boşluğunda yaşadığımı hissettiren tek faktör teknoloji değil. Cahillik alanıma giren diğer konular hakkında da yazı yazmaya devam edeceğim.
Teknoloji ele alındığında, kurmak istediğim iş için temel bir bileşik olduğundan dolayı karşımda büyük bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. Kendimi bir sorumluluğa veya göreve sahip biri olarak görüyorum. Bu sorumluluk, diğer insanlara hapishaneleri, içinde tutulan insanları ve tutukluluk süresinde insanlara değerler, yetenekler ve kaynaklar kazandırarak başarıya ulaştıracak stratejileri anlamalarına yardımcı olmak. Teknoloji gerçekten başarılı olmamı sağlayabilir. Ancak onu etkin bir şekilde kullanmayı bilmediğim için, sanki kayıp bir dünyanın içindeyim.
Hapishaneden salıverilmeme kısa bir süre kala, bir teknoloji stratejisi hakkında ciddi şekilde kafa yordum. Karım Microsoft ürünleri kullanmaya alışık birisiydi. Ben ise okuduklarım aracılığıyla Apple kullanmanın daha hızlı bir öğrenme eğrisi sağlayacağına kanı getirdim. Karım beni hapishane çıkışında aldığı zaman, bana iPhone 4S hediye etti. Özgürlüğümün ilk haftasında, bir MacBook Pro ve iMac masa üstü sistemi aldık. Tüm bu ürünlerin kusursuz bir şekilde bir arada çalışacağını umdum. Ancak eşim Apple ürünleriyle çok rahat olmadığı için, bana yeni cihazlarımı Microsoft ürünleriyle kullanmamı böylece daha rahat yardımcı olabileceğini söyledi. E-posta atmak ve bilgisayarlarımı senkronize etmek gibi konularda bile çok yavaş kaldım. Aynı zamanda, karımın benim için belirlediği şifreleri hatırlamakta da zorluk çektim. Ona, sadece tek bir şifre kullanmamız gerektiği konusunda baskı yaptım, o da buna karşılık kimlik hırsızlığı konusundaki ısrarlarıyla geldi. Hapishanede kimlik hırsızlığı nedeniyle içeri girmiş birçok insanla tanıştığım için, karımın mantıklı bir noktaya değindiğini düşündüm.
Bana daha kolay geldiği için Quora platformundan keyif alıyorum. İnsanlar soru soruyor ve ben de cevaplıyorum. Ancak platformdaki tüm içeriklerin ne anlama geldiğini bilmiyorum. Yaptığım işi öne çıkarmak için neler yapılabileceğini, platformu kişisel markamı güçlendirmek veya alan adı uzmanlığımı artırmak için nasıl kullanacağımı bilmiyorum. Quora’da çalışan bazı insanlar, platformun en iyi şekilde kullanılabilmesi için yardımcı olmayı önerdi, ben de kılavuzluk önerisine teşekkür ettim. Şu an için, insanların sorularını cevaplayarak, tutukluluğun getirdiği kısıtlı dünyaya ait biraz bakış açısı sunduğumu düşünüyorum.
Quora’nın dışında, erişimimi artırmak için diğer sosyal ağları kullanıyorum. Bir süre önce bir yazılım geliştiricisi ile anlaşarak, kendimi işime odaklamama yardımcı olacağını düşündüğüm bir web sitesi çalışmasına başladım. Teknolojiyi bu kadar kısıtlı anlama kapasitem olmasına rağmen, aslına bakılırsa erişmem gerektiği kadar insana erişebildiğimi düşünmüyorum. Erişebilme gücüm olduğu kadar insana ulaşamadığım için de, ihtiyacım olan takibi ortaya çıkaramam. Bu sorunları hızlı bir şekilde ortadan kaldırmaya çalışıyorum ama teknoloji konusundaki kısıtlı bilgim, çok daha dikkatli bir şekilde hareket etmemi sağlıyor.
Teknoloji hakkında daha fazla öğrenmeyi ve sosyal medyayı daha etkin bir şekilde kullanmayı istiyorum. Ancak öğrenmem gereken tüm diğer şeylerin yanında, mantıklı düşündüğümde nasıl bir seviyede ilerleme beklemem gerektiğini bilmiyorum.
*Bu makale, Michael Santos’un izniyle Quaro’da yayımlandı. 11 Ağustos 1987’deki tutuklanmasından, 13 Ağustos 2012’deki salıverilmesine kadar geçen 25 yıllık hikayesini, ‘Earning Freedom’ adlı kitapta okuyabilirsiniz.

Kaynak:http://www.yenimedyaduzeni.com/25-yil-sonra-teknolojiyle-tanismak/

Hiç yorum yok: