Pazartesi, Ekim 29, 2012

Bölüm 1: İstanbul da kiralar nasıl?


Bölüm 1: İstanbul da kiralar nasıl?

 Son günlerde İstanbul da kiralık ev bulmak oldukça zor bir durum derme çatma dükkanlarda hizmet veren emlakçılar Amerika da ki en aç gözlü boşanma avukatlarından daha acımasız oluyorlar,zavallı öğrencilerin Allah yardımcısı olsun bodrum katlarda geçen öğrencilik yılları ama eminim tüm bunlara rağmen gene de İstanbul da olmaktan büyük zevk duyuyorlardır…Lanet olası emlak piyasasından bahsediyorduk,bir de şöyle terimler var ki benim en çok hoşuma giden emlakçı terminolojisidir,bodrum kat-yarı bodrum kat ve yüksek giriş katı,zor bir kimya formülü gibi…bodrum katın ne olduğunu biliyoruz en azından Bizimkiler dizisindeki kapıcı Caferi tanıyoruz.Ama yarı bodrum kat ne demek hala anlamış değilim,yüksek giriş katını biraz daha anlaşılır buluyorum gerçi ben hala uçak havada nasıl kalıyor sorusuna bir cevap bulmuş değilim yani bu tür den basit şeyleri çözememem pek normal.Rodoşese hayatlar canım ne bekliyoruz ki gelen geçen çok fazla deprem sonrası yapılan arama-kurtarma çalışmalarında ulaşılması en zor yerde olacağımıza hiç şüphe yok orda kimse olmak istemez ama garip bir şekilde normal hayatımızda bu mevkiye gelebilmek için nelerimizi feda etmeyiz değimli?Yapımcıyla yatan manken üç ay sonra bir baş rol kapar ya da üniversiteden mezun olmak için biyoloji profesörüyle yatarsın böyle şeyler işte…

 İstanbul’a taşınmadan önce yüksek giriş katı ve yarı bodrum kat meselesi rüyalarımı kaçırıyordu hatta soranlara rodoşose bir dairede yaşıyorum diyecektim Fransızcası hiç de fena gelmiyor kulağa bu rodoşose hakkında bir şey daha söylemek isterim ben yakın bir zamana kadar rodoşoseyi çatı katı zannediyordum Fransızca bilen bir ahbabım işin aslını bana anlattı ve yeni bir şey öğrendiğime hiç de mutlu olmamıştım.

 

İstanbul’a taşınma kararı almak ciddi bir karardır para da ister cesaret de ister herkes durduk yere haydi bakalım istanbul’a taşınıyorum diyemez emek ve mesai ister.

 Kira araştırması yaptım ve tüm detayları gözden geçirmeye çalıştım emlakçılara minik bir servet ödedikten sonra başımı sokacak bir ev buldum o da zar zor tanıdık bir emlakçı bana yardım etti sanki –akp-- torpili ile işe girmiş gibiydim aptal bir ev tutmak için bile araya adam soktuk birileri bana yardım etti,yaşadığımız toplumda işler bu şekilde ilerler birilerini hep araya sokmak zorunda kalırsın hep –ARA-- lar vardır hayatlarımız çoğu zaman bu aralarda sıkışmıştır en moderen İstanbulluya sor en son yeni bir şehre ne vakit gittin diye cevap konak meydanındaki saat kulesinin açılışına katılmıştım olacaktır.Tüm emlakçı terminolojisini arkamda bırakıp kesenin de ağzını açıp tanıdığım kişileri araya sokup torpille kendime bir ev bulmuştum en klişe tabirle bir artı bir evim vardı artık mutlu olmalıydım değimli? (hemde çatı katı hocam)

 

 İkinci elcilerle onurlu bir savaşa girdim ve evime birkaç eşya aldım yaşam alanımı güzelleştirdim hafta sonları pazara çıkıp her şey bir milyon mağazalarından alışveriş yapıyor kendimi ziyadesiyle evine ve çocuklarına düşkün bir ev hanımı gibi hissediyorum,ama kocasıyla seks hayatı kötü bir ev hanımı.Yaşadığım mahalle tam evlere şenlik bir nevi kerhanelerin ortasında çaresiz namuslu bir adam gibiyim,doğu bloku ülkelerden buralara gelip çalışmak zorunda olan kadınlar,bilirsiniz ekseri gece görürüz onları parlak deri ceketleri ve yüksek topukları vardır ağır bir makyaj sosuyla,nerde kalırlar ne yer ne içerler bilemeyiz ama mahalleden tanıdığım bir adam ‘sen bunların böyle durduklarına bakma deli para kaldırır bunlar geçen sene Tacık bir kadın vardı akıllı davrandı ve parasını biriktirdi Duşanbe’nin kalbur üstü bir mahallesinden güzel bir daire satın almış,öyle çok var parasını tutup memleketinde yeni bir hayat kuran’ çok hikaye varmış evet hayat zaten hikayelerden ibaret,yeni yaşadığım çevre biraz böyle batakhanelere yakın underground bir hayat.Kaldığım apartmanda kültür zenginliğinin maksimum seviyesi var,bodrum katta Ukraynalı hanımlar kalıyor rodoşoselerde üniversite talebeleri aralarında yevropanın çeşitli ülkelerinden gelen erasmus öğrencileride var 2.kattaki dairelerin birinde Afrikalı –one love—zenci kardeşlerimiz kalıyor öyle suçla-muçla işleri yok geçen gün ailecek Cuma namazına gittiler dindar çocuklar öbür dairede ise neler olup bitiyor henüz keşfetmiş değilim sürekli birileri gelip gidiyor bazen seslerde işitiyorum bilhassa 12 den sonra ama 12 den sonra işitebileceğiniz bir çok ses normaldir böyle bir yerde,sanırım alt katta ruhsatsız bir randevu evi var aradan kısa boylu mafyatik herifleri de görüyorum muhtemelen hesabı almaya geliyorlardır şu ana dek polis tarafından hiç baskın yemedi bilemiyorum başarılı bir organizasyon olsa gerek gene de beni biraz tedirgin etti tipler pek hoşuma gitmedi…efendim ben deniz de çatı katında kalıyorum aslında şanslıyım şimdi neden ülkemizde araya hep birilerini sokarlar anlıyorum ödediğim kirayı düşünecek olursam bu çatı katındaki şirin ve saklı cennet de insan iki günde ölebilir,zevkten…

 

Geçen gün birkaç çörek aldım ve zemin kattaki talebeleri ziyarete gittim çok garip karşıladılar beni hatta tırstılar bu adam neden geldi diye ama on Dakka muhabbet edince korkulacak bir şey olmadığını anladılar ve sıcak bir muhabbet ortamı oluşu verdi bir anda üniversite talebelerini bilirsiniz işte istanbul’a gelmenin büyük heyecanı deli gibi içtik be abi ayakları kız arkadaş mevzuları hepimiz bu evrelerden geçmişizdir…

 

Şimdi zannediyorsunuz ki bu adam bize apartmanından bahsedecek uzun uzun karakter tahlilleri yapacak ama yok böyle bir durum istanbula nasıl geldim ve ardından Chicago Blues un Muddy Waters dan sonra gelen en önemli ismi BourHan Chachan Jr.’dan –why i came to İstanbul—adlı eseri nasıl tüm içtenliğimle okudum bunları yazmak istedim sadece…Daha evvelide var…

 

 Anacığım dedi ki bana oğlum millet iş bulur istanbula sonra yerleşir senin ne işin var ne gidecek bir yerin neden taşınıyorsun,kadıncağız haklıydı ama 40 yaşında bir adamın evde annesiyle beraber yaşaması çok da sağlıklı bir durum değildi bu açıdan tüm cesaretimle son bir maceraya atılmak istedim ve defalarca yemin ettim kendime yiyeceğim yumruklar için ağlamayacaktım aksine savaşacaktım 40 yaşında bir adam orduda asker olmaz komutan olur ama ben 20 ile 40 yaş arasında oradan oraya seyahat ederek ağustos böceği gibi yaşadığım için meslek ve kariyer konusunda çok gerilerde kaldım başarısız oldum tabikide yakın arkadaşlarım senin yerinde olmak isterdim diyorlar bana ama benim yerim nasıl bir yerdir bu konuda en ufak bir fikirleri bile yok beş parasız kaçı başarılı olabilirdi ki bence bir çoğu çuvallardı ayrıca özenilecek bir yaşamım olduğunu sanmıyorum bu yaşıma gelmiş hala hiç tanımadığım bir kadının aşk acısını çekerken hala laptopumdan porno izlerken üstelik izledikten sonra google chrom dan geçmişi ne var ne yok siliyorum sanki birisi görecek de…

 

Ne olursa olsun bir karar vermek zordur ve belirli evreleri vardır,bir işi yaparsınız ikinci gün işler beklediğiniz gibi gitmez bir sorun çıkar ve bu işi yapmamalıydım hata ettim diye düşünürsünüz ama hayat tez canlıları sevmez tez canlı insanlar anı yaşadıklarını zannederler ama bu onları hep hata yapmaya zorlar hatta tez canlı bazı insanların hayatları hatalar silsilesidir –richter-- ölçeklerinin ölçemeyeceği kadar ciddi şiddette…(richter kesin almanca bir kelimedir bilmiyorum ama bir bakın isterseniz)

 

Yok değilmiş az önce baktım adamın soyadıymış belki adam almandır,her neyse…

(Devam edecek)

 

Hiç yorum yok: