Pazartesi, Mart 15, 2010

Drazen Petrovic


Mart 2004. Cibona Zagreb - Tau Euroleague maçı. Tribünde, yeni Lakers koçu Rudy T. oturuyor. "Neden burdasin?" diye sorarsaniz, cevabi acik: "Oyun o kadar küreselleşti ki, yetenek için her yere bakmak lazım". Her zaman böyle miydi? Hayır.

Zagreb'in en unlu yerlerinden Drazen Petrovic Basketball Center'da, Jordan, James Dean ve Christoph Colomb kadar unlu tek kişi, adini sahaya vermiş. Jordan dunyanin en ünlusü ise, o Avrupa'nın.. Dean, çünkü o da genç yaşta araba kazasında öldü. Colomb, çünkü o da Amerika'nın diğer kıtalari keşfetmesini sağladi.

Arkadaşlarının deyimiyle Petro, NBA tarihinde surekli ilk 5 oynayan ilk Avrupalı oyuncu. Hamal denilen işçilerden de değildi o, bir yıldızdı. %43.7'lik kariyer üçlük yüzdesi, hala tüm zamanların en iyi üçüncüsü. 2003'te ligde oynayan 73 yabancinin teşekkür etmesi gereken birisi var: Petro.

Şimdiki zamanın süper şutörü Peja, onunla hiç tanışmamış. ağabeyi divac ise, Yugoslavya dağılmadan birlikte oynadığı oyuncuyu Stojakovic’e anlatiyor: "Sahaya ayak bastığı an, en iyi olmak isterdi. Attığı sayıdan asla memnun olmazdı. Her zaman daha fazlası, her zaman.."

Ölümünün ardından 10 yılı aşkın süre geçti. Annesi Biserka(kendisi Sırp’tır) ve babasi Jole, hala Cibona maçlarına gidiyor. "Her yıl birisi çıkar.. O, gelecek Drazen derler. Bu yılki Macijauskas. Evet gerçekten iyi bir oyuncu. Ama Drazen.. farkliydi." Yeni bir Drazen asla gelmeyecek.

En başa dönelim. Preradovic sokağına. İki yağ tenekesinden panya yapılmış. Eski bir aluminyum fabrikasından alınan sac ise cember olmuş. Sibenik halkının, bugün, "bizim oğlumuz" dediği oyuncu burada doğdu 1964'te. O zamanlar NBA maçları, İtalyan kablolu kanalını çeken birkaç evden izlenebiliyordu. Sonradan Petro'nun çok yakın arkadaşı olacak Neven'in ağzından: "Ayda yürümek bile daha kolay görünüyordu NBA'den."

Ker zaman kan dokülmüş ulusu (Yugoslavya) birlikte tutan birkaç şey vardı: Josip Broz Tito ve spor aşkı. (Her tür takım sporu ve bireysel aktiviteyi düşünün. Mutlaka eski bir Yugo vardir altın madalyalara boğulan) ve özellikle basketbol. "Saf şutör" deyimini Ruslar getirmedi. Kas yığını Amerikalılar da. "Ekol" denen ilk sistem: Yu-go-slav-ya.

Drazen'den 5 yaş büyük ağabeyi Alexander Petrovic, ilk şutunu attığında, ufak kardeşiyle dalga geçmişti: “Fred Çakmaktaş gibi şut atıyorsun.” Ufak Petro oynamaya devam etti. Sabah 6'da, okuldan önce 500 şut atıyordu. Okul sonrası drill’leri ve maçları da sayarsak, günde yedi saat, tatil gezi dinlemeden 365 gün. Koçu bile birkaç kez kızdı: "Başka işin yok mu senin?"

Cevabi için ayrı paragraf gerek: "Ben buna aşığım. Hayatım bu. Nefes almak gibi."

18 yaşına geldiğinde, Sibenik'in takımı Sibenka'da oynuyordu. Ağabeyinin takımı Cibona'yı yendiklerinde, ki artık Alexander'dan çok daha iyi bir oyuncuydu, annesi "biraz kötü oynamasını" istedi. Cevabı: "Kabul etmiyorsan oyunlara gelme."

Notre Dame Universitesi’nin tüm ısrarlarına rağmen, 1984'te büyük şehre, Cibona'ya transfer oldu. Vefa mi dediniz? Ligdeki ilk maçında Sibenka’ya 56 sayı attı. 112 sayı da Olimpia Ljubjana'ya. 2 yıl içinde en iyi Yugo-basketçi olmuştu.

1988'te Real Madrid'e transfer olmadan, 2 kez Avrupa Şampiyonu olmuştu bile (Maç başına 36.8 sayı atmıştı). Seul'de Radja, Kukoc ve Divac'la beraber oynadı. Tarihin en iyi takımı ile başa baş oynayarak gümüş aldılar. Real'de sadece 1 yıl kaldı "Señor 40", bir tane daha Avrupa Kupasi almıştı.

"En iyi olmak istiyorsan, en iyilerle oynayacaksin."

1989'da Portland Trail Blazers'a geçti. NBA'in efsanevi guard’larından Clyde Drexler ve Terry Porter'ın yedeği olacaktı. 2 yıl yedek kaldı ama sırf gururdan Avrupa'ya geri dönmedi. (Koçu da Rick Adelman idi.. bir şeyler hatırlatıyor mu?)

1991'de New Jersey Nets'e gönderildi. Takimda sadece Drexler ne kaybettiklerini anlayabilmişti. Chuck Daly ona forma şansı verdi. Geldigi gibi ilk 5 başladı: 20.6 sayı/maç.

Her şey daha da iyi olabilirdi ama 1991'de savaş başladı. Slobodan Milosevic binlerce Hırvat'ı öldürüyordu. NBA'deki Yugolar arası bağlar koptu. Nets - Lakers maçlarında Petro ve Vlade göz göze bile gelmiyordu. 1992 Barselona'da artık spor için değil, yeni kurulmuş ülkelerini tanıtmak için oynayacaklardı.

Yarı-finalde SSCB'ye karşı 6 sayı gerilerdi (1:16 dakika kalmıştı). Radja 2 serbest atış attı, Kukoc'tan bir üçlük ve 9 saniye kala fark 1 iken, Petro 2 serbest atış attı. "Tüm Hırvatistan ellerimde gibiydi, ka-çı-ra-maz-dım." Hırvatistan 75 - Rusya 74. 2 gün sonra Dream Team'e yenildiler, herkesin yaptığı gibi. (Jordan, Bird, Magic, Barkley...)

Sonraki dönemde Petro NBA'de daha da iyi oynadı. En iyi 3. takıma seçildi (all-nba 3rd team). Nets üst üste 2. kez play-off'lara kaldı. Petro sayı ortalamasını 1993'te 22.3'e çıkarttı. Şut yüzdesi: %51.8, üçlük yüzdesi: %44.9. Ve sezon sonu Avrupa Şampiyonası için Zagreb'e yöneldi.

Zagreb uçağı Frankfurt'ta aktarma yapacaktı. Drazen hep evine dönerdi. Hiç yapmadiği bir şey yaptı. Kız arkadaşı Klara için orada kaldı. Münih'e arabayla yola çıktılar. O gece, Zagreb'e giden uçakta, Radja siyah bulutlar gördüğünü söyledi.

Yağışlı yola dalan 18 tekerlekli bir tır, arabayi süren Klara'nın ani frenine neden oldu. Drazen yan koltukta uyuyordu, emniyet kemeri takılı olmadan. Yola fırladı, ve olay yerinde hayatını kaybetti.

Dostları ve ailesinin durumunu anlatmaya gerek yok. Basketbol dünyası şaşkındı. Divac'tan: "Keşke onunla barışmış olsaydık, Toni'yle (Kukoc) yaptığımız gibi. Duyduğumda ailemle televizyon izliyorduk, kıpırdayamadım."

Onu takıma kazandıran Nets GM'i Willis Reed, sonraki günlerde ne zaman ondan bahsetse ağlamaya başlıyordu. Zagreb'teki törene tüm basketbol dünyasıyla beraber, 500,000 kişi katıldı. O yılkı NBA finalinde (Bulls-Suns) maç saygı duruşuyla başladı. Öldüğünde, artık herkes değerini biliyordu.

Sadece genç basketbolculara örnek olmadı Drazen. 2001'de, yıllarca süren formsuzluğundan çıkmaya calisan Goran Ivanisevic de, duvarına onun posterini asmıştı. Wimbledon'da finale çıktığı günün sabahı kendi kendine konuşuyordu Goran: "Drazen, bunu senin için kazanacağım." Şampiyonlukla geri dondüğü Split'te, 150 bin Hırvat tarafından karşılandı.

Drazen hala unutulmadi. "Basketbolu ondan daha çok sevecek bir insan olmadı." - Vlade Divac

Hiç yorum yok: