Çarşamba, Eylül 16, 2009

ISVEÇ - NORVEÇ HUDUT KAPISI MENKIBELERİ


Yaz başlamak üzere iskandinavya’da.Cebimde ne umut var ne yeterince de para.herkesin aksine yazın neşesi pek yok üzerimde ama bu yapmaktan hoşlandığım şeydi .İsveç’in Götebörg şehrindeydim.sabah kuşluk vakti.otobüs terminalindeyim hesapta sınırı geçip oslo ya gideceğim.ama emin olamıyorum acaba sınırda pasaport kontrolü olur mu yoksa olmaz mı diye?her ne olursa olsun şansımı denemek zorundaydım….derken bir bilet aldım ve otobüs saatimi beklemeye başladım.
Terminal binasından notlar.
Gelişmişlik moderenlik bu olsa gerek.kıçı kırık bir otobüs bileti aldım ve otobüs garajında havalimanındaki anlayışın aynısı.mesela biletin üzerinde .’’gate 12’’ yazıyordu.bize olsa ‘’ baba az bekle yazıhanenin önünden otobüs kalkacak derler ve mutlaka geç kalkar’’ otobüs saati geldiğinde gate 12 denen yere gittik ve sanki pass kontrol gibi herkes sıraya girmiş gate 12 açılıyor ve yoğunluk olmasın diye otobüse herkes nizamlı ve intizamlı bir şekilde biniyor.hülasa düzenli olmak uygar olmak ülke olarak hasretini çektiğimiz erdemler ama bu durum biraz abartı ve çok can sıkıcı .salak otobüse binip gideceğiz işte.bir check in kartı vermedikleri kaldı zaten.hayır trenle gideyim dedim trenler daha pahalı otobüse göre…
Derken en arkanın bir önüne oturdum.otobüste muavin veya hos yoktu .sadece bir şoför o da gayet resmi takım elbiseli üniformalı şık… iyi…ayrıca en arkada tuvalet bile vardı.itiraf etmeliyim ki mola yeri – dinlenme tesisleri olmadığı için çok çok mutlu oldum.(bolu dağı dinlenme tesisleri – çorum sungurlu dinlenme tesisleri – afyon cumhuriyet dinlenme tesisleri) yani bir çorba ya ödersiniz 8-10 lira ve yol boyunca ishal olursunuz…
Şanslıydım yanıma sarışın çok hoş bir İsveçli kız oturdu üstelik sevecen ve cana yakın bir kimseye benziyordu zaten hemen muhabbete daldık.bilgisayarı vardı internetini kullanmama müsaade etti birde elma verdi bana.o an her şeyin filmlerdeki gibi olmasını o kadar çok istedim ki – otobüste tanıştılar ve aşık oldular.bu pembe huylalar uzun dakikaları kapsamadı İsveçli hanım arkadaş oslo ya Norveçli manitasının yanına gidiyordu.olsun buna da şükür.en azından kokulu çekilmez bir kimseyle seyahat etmiyordum.hemen arkamızda Amerikalı bir çift vardı sordum LA den geliyorlarmış.sen nerelisin dediler bana ben de malta’lıyım dedim.

Yanımda oturan kıza sordum yahu kankam bu sınırda pasaport kontrolü var mı diye? çünkü emin olmak istiyordum çuvallamak ayıp olurdu. hatun ; yok dedi ben sürekli gelip gidiyorum kontrol falan olmaz buralarda dedi.ohhh dedim bir nefes aldım…
Derken hafif bir uykuya daldım ve büyük kapalı garaj gibi bir yerde durduk. huylandım ne oluyor diye.norge-politi üniformalar ve uzun boylu dev adamlar her biri 1.95cm var sormayın gitsin.sordum kıza nedir olan biten – rutin uyuşturucu araması dediler.bir kaç şirin köpekcik geldi her yeri kokladılar.polisler otobüse bindiler ardından ve bende gayet relaks takılıyorum aman bir şey çakmasınlar diye. – herkesin ID kartını görebilirmiyiz dediler…. Eyvah dedim herhalde şimdi rezil olduk. Polis en arkaya geldi İsveç dilinde kıza sordu arkadaşmısınız? kız hemen NO dedi haklı olaraktan .—beyefendi ID cart lütfen dedi – ayol dedim evraklarımın hepsini evde unuttum çok talihsiz bir durum ama…
..—o zaman buyurun otobüsten inin dediler.bende çaresizce OK dedim.kontrol noktasından bir kapından içeri girdik ve dar koridorları geçtikten sonra camlı minik bir odaya geldik.eldiven giyen polis arama yapmak zorundayım dedi.
Eyvahlar olsun dedim.korktuğum başıma geldi…. Amerikan filmlerindeki gibi bunlar uyuşturucumu arayacaklar üzerimde.hani birde anüs kontrolü var ya Amerika da.dualar ediyorum içimden…çantamı aradı taradı sorun yok dedi burada.ardından lütfen soyun dedi bende soyundum çaresizce, 100& naked.ama beni görseniz tam bir gavur gibi davranıyorum.kool.herşey meydanda ama sorun yok.derken – arama bitmiştir dedi giyinebilirsiniz ve teşekkür etti.bende eyvallah dedim.sonra asıl ciddi suallere geldi sıra.—neden ID kartınız yok dedi….peşi sıra sorular sordu.adınız nedir dedi.o anda artık aklıma nerden geldiyse James Brown dedim.yani hızlı cevap vermek zorundasınız ya.insan adını söylerken düşünür mü? nerelisiniz dedi:kanada- onatario dedim. —isveç’te ne sebeple bulunuyorsunuz dedi-- bende dedim Stockholm üniversitesinde coğrafya doktoruyum —peki evraklarınız ID passport neden yok ? bende cevap verdim – memur bey 2 haftadır ülkenizdeyim ve yaklaşık bir sene kalacağım burada.2 hafta önce Almanya daydım ve hollanda’ bir ahbabımı ziyarete gitmem gerekiyordu ve otobüse atladım gittim.burası Avrupa birliği olduğundan sınır kontrollerinin olmadığını söylediler bana.bu gün evden aceleyle çıktım vs…………-- polis memuru : doğrudur doktor AB de sınır kontrolü yok ama Norveç AB üyesi bir ülke değil k!…işte şimdi moku yedik dedim.--- ama buna rağmen gitmenize müsaade edeceğim dedi… bir dahaki seferde lütfen en azından bir kimlik yanınızda bulunsun .bu dostça uyarılardan sonra sanki cennet müjdelenmiş gibi bende teşekkür ettim ve elini sıktım derken kontrol noktasına geri döndük ve otobüse bindim.az daha facebook adresini isteyecektim bu dostluğumuz devam etsin diye….
Herkes hafif manalı gözlerle bana bakıyordu otobüse dönünce ne oldu diye. Bende insanları kırmadım ve gene kendimce bir konuşma yaptım otobüste.--- millet beklettiğim için özür dilerim Norveç polisiyle müzik üzerine bir muhabbet ettik .İsveç’in ABBA sı , Norveç’in nesi var diye sordum o da bizim A-HA mız var dedi…
Otobüs tekrar rotasına döndü ve YEAH başarmıştım.tek bir isim tek bir evrak olmadan sınırı geçmiştim ve oslo yu fethetmeye gidiyordum….

OSLO TERMINALINE VARDIK.SERT VE YAĞIŞLI BİR HAVA MERHABA DEDİ BANA
TU Bİ KONTİNYU….

Hiç yorum yok: